Coğrafi Yapı
Tarım ve Bitki Örtüsü
Hayvancılık
Arıcılık
Eğitim-Kültür
21. Yüzyılda Göndüren
GÖNDÜREN KÖYÜ
Göndüren Köyü Divriği'nin güneyinde, Göndüren Dağları eteklerinde kurulmuştur. Göndüren Köyü kuzeyinde Kıcılcaören Köyüne, kuzeybatısında ise Yünlüce (Şiimüslim) mezrasına komşudur. Ayrıca kuzeyde Kızılcaören, kuzeydoğuda Yerliçay (Vartan), doğuda Eğrisu (Anzahar), güneyinde Yama Dağları, güneybatısında Mursal ve Ürük Köyleri ile batısında Uluçayır (Vazıldan) ile arazi komşuluğu bulunmaktadır.
Göndüren Köyü, Divriği ilçesine 26 km uzaklıktadır. Divriği, Sivas Karayolu'nun 15. kilometresinden Mursal yoluna sapılarak, sırasıyla Kavaklısu (Armutak) ve Kızılcaören köylerinden geçerek Göndüren köyü'ne ulaşılır.
Göndüren Köyü, güneyde Sivas ilinin son yerleşim yeri olup, bundan sonra güneyde Malatya ilinin yerleşim bölgeleri bulunmaktadır.
Göndüren kelimesinin iki anlamı vardır. Birincisi, göndürmek, yani bugünkü karşılığı tabakçılık, dericilik anlamına gelen ekonomik bir deyimdir. Eski zamanlarda insanlar hayvanların gönünden, yani derisinden bilhassa çarık yaparak ayakkabı ihtiyaçlarını karşılarlardı. İkinci anlamı ise göyündürmekten (sevindirmek) gelmektedir.
Köyümüzün tarihçesi hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Yöre adlarından yola çıkarsak; Yarımkilise mevkii diye bir yer vardır. Bu da köyün yerleşiminin çok eskilere dayandığını gösterir.
Coğrafi Yapı
Göndüren Köyü'ne Divriği'den giderken sürekli yokuş çıkılır. Göndüren Köyü, Yama dağları'nın devamı niteliğindeki Göndüren Dağları'nın eteklerinde kurulmuş olup, denizden yüksekliği yaklaşık 3000 metreyi bulmaktadır. Göndüren Dağları'nın en yüksek tepesi ise Göndüren'in güneybatısındaki Ulu Dağ'dır. Arazi yapısı dağlık ve tepelik olup, güney kuzey istikametinde uzanan vadilerden oluşmaktadır. Bu vadilerden akan dere ve çayların kaynağı ise kaynak sularıdır. Göndüren arazisinde çok sayıda kaynak suyu bulunmaktadır.
Yine Göndüren'in güneyinde bulunan Kamış Gölü ve Gelişin Gölü dediğimiz iki adet volkanik göl mevcuttur. Göndüren'in kuzeydoğusunda da yine Elmaağacı Çayırlığı ile Yerliçay (Vartan) Köyü sınırında ikinci bir Kamış Gölü (volkanik) vardır.
Göndüren Köyü yaylalarıyla meşhurdur. Bu yaylalarımızın başlıcaları Yukarı, İncedere, Kaldırım, Soğukpınar, Gelişin ve Elmaağacı (Ağyol) yaylalarıdır. Buna benzer tepe ve çayırlıklarla köyümüzün arazi yapısı tamamlanmaktadir.
Tarım ve Bitki Örtüsü
Köyümüzde eskiden sulu ve kuru tarım yapılırdı. Genelde buğday, arpa, yem bitkisi olarak da yonca, fiğ, buçak (küşne) ekilirdi. Bunun yanında fasulye, patates, salatalık, domates gibi sebzeler yetiştirilirdi.
Bitki örtüsü olarak gülgiller köyümüzde kendiliğinden yetişip gelişen ağaçlardır. Bunlar kuşburnu, alıç, sürsülük ve yaban armududur.
Eskiden tarım ilkel usullerle yapılırdı. Karasabanla ekim yapılır, orakla derilir (hasat); at, eşek, katırla köye taşınırdı. Köyde Harman yerlerinde toplanan ekinler (saplar), öküzlerin çektiği dövenlerle ezilir, tınaz makinesi ile de tahıl samandan ayrılırdı.
Neticede bu zahmetli tarımın kimseyi memnun etmediği ortada ki, bu gün o topraklar boşalmış ve Göndürenliler, Ankara, İstanbul gibi büyük kentlere göç etmişlerdir.
Bu gün köyde hemen hemen hiç tarım yapılmazken, söğüt, kavak gibi ağaçlarla ağaçlandırma yapılmaktadır. Ayrıca bol miktarda meyve ağacı ve meyvecilik yapılmaktadır. Başlıca, elma, kayısı erik ve armut ile son zamanlarda çokca ceviz ağacı dikimi yapılmaktadır.
Hayvancılık
Köyümüzde hayvancılık ilkel usullerle yapılmaktadır. Halâ verimi düşük büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Bu hayvancılık tam manasıyla, bilinçli bir biçimde de yapılmamaktadır. Göndüren Köyü'nün otlak ve merası çok geniş olmasına rağmen yapılan hayvancılık çok zayıf kalmaktadır. Hayvancılık olsun, tarım olsun en ucuz şekilde yapıldığından verimi de düşük olmaktadır. Besi olarak hayvancılık yapılmamaktadır. Sadece yaylım hayvancılığı yapılmaktadır.
Şimdilerde ise hayvancılık sadece büyükbaş olarak sütü için inek beslenir oldu. Küçükbaş hayvancılığa konu, koyun ve keçiden oluşan davar sürüleri ise yok denecek kadar azdır. Eskiden Göndüren Köyü'nün 75 hane olduğu zamanlar 1960'lar öncesinde, köyün yarısının sürü denebilecek küçükbaş hayvanları vardı. Kuzusu, koyunu, koçu, alatası ayrı yayılan evler vardı.
Arıcılık
Göndüren Köyünde arıcılık işi ile uğraşan kişiler var. Arıcılık da diğer tarım ve hayvancılık gibi tam olarak profesyonelce yapılmamaktadır. Bazı kişiler tam bilinçli olarak yapmakta iseler de yinede tam olarak istenilen düzeyde değildir.
Köyün Yerleşim Yapısı
Göndüren Köyü, Göndüren Dağları'nın kuzey yamaçlarına kurulmuş, Divriği'ye tepeden bakan bir yamaç üzerindedir. Göndüren Köyü'nün eski evleri iki kat olarak inşa edilmiştir. Alt katlarında büyükbaş hayvanların barındığı ahırlar vardır. Üst katında insanlar barınmaktadır. Ayrıca alt katlarında tandırlık ve kilerler bulunmaktadır. Bazı evlerin yanında samanlıklar mevcuttur. Köyün sokakları genelde dar ve kaldırım taşı döşelidir.
Göndürendeki evler bütün Divriği köylerinde olduğu gibi dar bir alanda toplu olarak yapılmıştır. Mahallelerdeki eski evler birbirine bitişik olarak yapılmıştır. Eski evler toprak damlıdır ve üstü kullanıma elverişli ve dambaşı diye tabir ettiğimiz toprak damlıdır. Göndüre Köyü eskiden 72 hane civarındaydı. Bu gün ise, köyden göçenler yıllar sonra gurbetin kahrını çekip, sıla özlemiyle gün gelip emekli olup, Göndüren'e döndüler. Yeni evler yaptılar. Eski Göndüren'e evler sığmayınca tarlalara taştılar. Kimi Göndüren'in dağlarına özlem duyarcasına gurbetteki birikimlerini değerlendirdiler.
Eğitim - Kültür
Gödüren Köyü'ne ilkokul 1959 yılında köyümüzün katkılarıyla yapılmıştır.Eskiden eğitim için Kızılcaören Köyü ilkokuluna giden öğrenim çağındaki Göndürenliler bu tarihten itibaren kendi köylerinde eğitim görmenin keyfini yaşadılar.Daha sonraki yıllarda devlet imkanları ile köyümüze eski okula ilaveten yine eski okulun yanına lojmanları olan bir okul daha yapıldı.Bir zamanlar köyümüzde 5 öğretmen görev yaparken bugun diğer köylerde olduğu gibi öğretmen yoktur.Öğrenciler ise Divriği yatılı ilköğretim bölge okulunda eğitim görmektedir.
21. Yüzyılda Göndüren
Şuanda Göndüren'de devamlı kalan (yaz-kış) 30 ev bulunmaktadır.Bunu yanında emekli olan Göndürenliler köye yeni ve modern evler yapmışlardır.Yeni ev yapma işi halen devam etmektedir.
Göndüren-Divriği karayolu asfalt olmamasına karşın sağlam zemin ile yaz kış açık kalabilmektedir. Göndüren'de 1956 yılında 3 km den getirilen Kaleboynu suyu,kapalı su şebekesi ile evlerin içine alınmış durumdadır. Yazın Göndüren dolup taşmaktadır.Gödüren arazisindeki çok sayıda kaynak suları çeşme haline getirilmiştir.Bunları Göndürenliler kendileri yapmışlardır.Bu kaynak sularının bazılarıda şifalıdır.Gelişin Göl'ünde bulunan kaynak suyu böbrek taşlarının tedavisinde kullanılmaktadır.
Gödüren Köyü Derneği 1959 yılında kurulmuş olup halen devam etmektedir. Ankarada 250 hane,İstanbulda 40 hane,Divriğide 20 hane ve diğer şehirlerle birlikte yaklaşık 350 hane.
Göndüren dışında gurbette yaşamaktadırlar.Göndüren Köyü Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği'nin şuanda 250 üyesi bulunmaktadır. Derneğimiz Ankara'dadır. Tuzluçayır Mahallesi,Tıp Fakültesi Caddesi 180/17 numarada dernek mülkümüz mevcuttur. Derneğimizin faaliyetleri öteden beri devam etmektedir. Derneğimiz devlet imkanlarından yararlanarak birçok hizmet yapmıştır. 1956 yılında 3 km uzaklıktaki su, beton büz borularla köye getirilmiştir. Daha sonraları demir ve plastik borularla ıslahları yapılmıştır. Gelişin Gölüne gölet yapılarak sulama kanalları yapılmıştır. Mezarlığın etrafı çevrilmiştir. Kızılcaören,Yerliçay,Kavaklısu ve Göndüren Köylerinin katkılarıyla Divriği yoluna malzeme dökülmüş ve yol ıslah edilmiştir.
Kaleboynu Çeşmesi'nin 1956 yılındaki açılışında Divriğili halk ozanı Nuri Üstünses,
Göndüren Köyü için;
Göndüren çeşmesi ta baştan başa,
Tepeler yarıldı dinamit taşa,
Bir tas su doldurun usta Bektaş'a,
Görgülü, hörmetli Göndüren Köyü,
Dörtlüğünü yazmıştır. Bu dörtlüğü bir daha yazarak kendisini saygıyla yadediyoruz. Son bir dörtlükle yazımızı noktalıyoruz...
Göndüren köyüde köyler güzeli,
Güz gelince bağlar döker gazeli,
Dolaştım alemi,
Bulamadım köyüm senden güzeli...
Kaynak: Divriği Harman (Sayı:16 Tarih: Ocak-Şubat-Mart 2003 ISSN 1303-3522) Yazar: Kamber ÖZAT













